Tüm süperler
GsGalatasaray'da seçim heyecanıGalatasaray Üniversitesi'nde yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Bayraktar, Prof. İnsel ve Prof. Tolga yarışacak. 140 üye oy kullanacak.İSTANBUL MilliyetGalatasaray Üniversitesi'ni (GSÜ), yeni rektör seçimi heyecanı sardı. Galatasaray Üniversitesi'nde yarın yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Prof. Dr. Ethem Tolga yarışacak. Yaklaşık 140 öğretim üyesi, Prof. Dr. Duygun Yarsuvat'tan boşalacak rektörlük koltuğu için oy kullanacak.Mektup gönderdilerHukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Köksal Bayraktar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ethem Tolga'nın adaylığını açıkladığı rektörlük seçiminde, yalnızca yardımcı doçent ve üzerindeki unvanlara sahip öğretim üyeleri oy kullanabilecek. Seçim çalışmaları süresince, öğretim üyeleriyle toplantılar yapan adaylar, üyelere projelerini anlattıkları birer mektup gönderdi.Programlar açıklandıRektörlük seçimine katılan adaylar şöyle konuştu:Köksal Bayraktar: "Kampus içinde büyük problemler var. İlerlemek için öğrencilerle, öğretim üyeleriyle hatta yönetimle birlikte hareket etmek zorundayız. Katılımcı yönetim diye buna denir."Ahmet İnsel: "Çalışma ve sosyal yaşamla ilgili konular, oluşturulacak Çalışma ve Sosyal Yaşam Komisyonu'nda tartışılacak. Üniversiteye girememiş insanların da üniversitedeki öğrenim faaliyetlerinden yararlanması için eğitim merkezi kurulmalı."Ethem Tolga: "Öğrencilerin kendi konularıyla ilgili karar alma süreçlerine katılmaları gerekiyor. Öğrenci temsilcileri de üniversite yönetim kurullarına davet edilebilir."FBFenerbahçe DevrimiHerkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yuCSKA'nın 2 maçta, Fenerbahçe'ye attığı 3 sayıda, 2 asist 1 golle Edu başrolde. Savunmaya yaptığı onca, hem de temel katkıya rağmen skora bu kadar ekside etki etmesi ne garip. Halbuki Fenerbahçe savunmasının aklı Edu.Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.Bu seviyeye ulaşmak bugünden yarına olmuyor. Bugünden yarına olursa da hemen düşülüyor oralardan. Ancak garip olan 10 yıl önce Avrupalı olmaya en uzak büyüğün bugün bu kadar büyük farkla en önde oluşu. Dün, eksik noksan, önemli değil CSKA karşısında grup boyunca sergiledikleri standartı yine ortaya koydular. İşte önemli olan buraya gelmiş olmak. Herkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yu.Bir de not düşmek gerek: Semih'in bu kadar övgü ve istek almasının sebebinin ne olduğunu sürekli kendisine hatırlatması gerekiyor. Basit ve alçakgönüllü, ama çok etkili bir oyun. Semih bunun dışına çıkarak başka bir şey oynayarak vazgeçilmez olamaz. Sahip olduğu özelliklerini geliştirip büyüterek vazgeçilmez olabilir. Yani daha da basit, alçakgönüllü ve dolayısyla çok daha etkili bir oyunla.BJKBJK / GS Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili ile aynı uçakta Dalaman'dan İstanbul'a uçuyoruz. Konumuz elbette futbol... Galatasaray'la yolları ayrıldıktan sonra Lucescu'yu davet etmiş. "Beşiktaş'ı çalıştırmasını" önermiş. Lucescu'nun cevabı "büyük memnuniyet duyarım" olmuş. Ya koşullar? Bilgili'nin bu sorusuna Lucescu'nun cevabı kişiliğini bir kez daha vurguluyor. "Koşullar hiç önemli değil. Beşiktaş'ta ben onur mücadelesi yapacağım. Bana bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ediyorum." Ve Serdar Bilgili'nin jesti: "Galatasaray'la anlaşmanız nasıl idiyse, aynı koşulla mukaveleyi imzalamaya hazırım." Lucescu'nun yüzünde o belli belirsiz tebessümlerinden biri daha beliriyor. 5 - 10 dakika içinde mukavele yazılıyor ve imzalanıyor. Galatasaray'dan hangi futbolcuların getirileceği, kimlerin alınmasını istediği sonraları konuşulmuş. Bugüne kadar başta Serdar Bilgili olmak üzere yönetimle aralarında hiçbir sürtüşme olmuyor. Kovun gitsin Son Gençlerbirliği maçı öncesi Bilgili'ye bir haber geliyor. "Falanca oyuncu 'yedek soyunmam, sahaya çıkmam' diyor, ne yapalım?" Bilgili'nin kanı beynine sıçrıyor: "Bizi en önemli maçımızda böyle bırakıyorsa, şimdiden kovun gitsin..." O oyuncu Bilgili'nin çok sevdiği ve de Beşiktaş için önemli bir isimdir. Sonra... Takımlar sahaya çıkar. Bir bakılır. Falanca da yedek soyunmuştur. Yedekler kulübesindedir. Maçın ikinci devresinde Lucescu onu oyuna sokar ve o topçu sezonun en iyi oyunlarından birini ortaya koyar. Bilgili sorar. "Nasıl yedek soyundurtmayı başardınız?" Lucescu milimetrik gülümseyişiyle "O bir çocuk. İyi bir çocuk... Sırtını, başını okşadım. Hadi soyun dedim o kadar." Lucescu takıma terapi için psikoloğa gerek görmüyor. "Onların psikoloğu benim" diyor. Kurumsal BJK Bugün Galatasaray'la karşı karşıya gelecek olan BJK, kurumsallık sürecinde mesafeler almıştır. Ne yapacağını, ne yapamayacağını tahmin etmek mümkün. Sahaya çıkaracağı takımı da öyle. İtalya futbolunun bir türevini oynuyor. Sağlam bir savunma ve ani ataklarla gol şansı aramak. Gol adamları sonuç alabilen, topa iyi vuranlar. Savunma adamları sağlam. İki blokun arasında son yılların en iyi futbolcularından biri olan Sergen oyun kuruyor, top dağıtıyor. Şans ibresi BJK'den yana. Üstelik beraberlik dahi Beşiktaş'ı şampiyonluğa götürüyor. Galatasaray sancısı Galatasaray Kongresi'nde oyumu Başkan Canaydın'a vermiştim. Mehmet Cansun ve arkadaşlarının takımı en zor dönemde sırtlayıp şampiyonluğun turnikesine kadar taşımış olmalarını alkışlıyor, ama kulübün artık daha büyük mali olanaklarla yönetilmesi gereğine inanıyordum. UEFA kuralları bunu gerektiriyordu. Bir diğer inancım Fatih Terim'in Avrupa deneyimleriyle daha da zenginleşen futbol kariyeri ile Galatasaray'ı Avrupa Şampiyonu gibi doruklara uçuracağıydı. Bunları Galatasaraylı gazetecilerin katıldıkları bir açık oturumda içtenlikle söylemiştim de. Milliyet'in düzenlemiş olduğu "Yılın Sporcuları" gecesinde Lucescu'ya özel ödül vermekle ben görevlendirilmiştim. Şampiyonluğun tadını çıkarmak için ona bir hafta bile esirgenmişti. Buruktu. Ödülünü verirken kulağına "Bir Galatasaray Kongre Üyesi olarak size camiamızın müteşekkir olduğunu bildiririm" demiştim. Milimetrik gülümseyişi dudaklarında belirirken, gözlerinden de bir pırıltı geçtiğini görür gibi oldum. Ne yazık ki... Süper Lig'de de, Avrupa Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında da GS'den beklediklerimizi bulamadık. Galatasaray bir kurumlaşma ve sistemleşme gerçekleştiremedi. Her maç öncesi ne oynayacağı, kimlerle oynayacağı bilinmezler hanesinde kaldı. Hakemlerin de Galatasaray'ın tekerlerine çomak soktukları bir gerçek. Bu durumda ikincilik dahi başarı. Şimdi umudumuz Galatasaray için gelecek yıl. Bugün İnönü Stadı'nda Galatasaray futbolun iyisini ve efendicesini oynamalı. Yüzüncü Yıl için sarı - kırmızı renklerle bir buket gibi güzel olmalı.
20 Ocak 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder